16 Haziran 2015 Salı

Cumhuriyetin Makus Aydını: Sabahattin Ali

Cumhuriyetin Makus Aydını: Sabahattin Ali
Koray Onur
Sabahattin Ali, 1907'de doğdu, babasının bir yüzbaşı olması sebebiyle, eğitimini çok çeşitli yerlerde devam ettirdi. Çok gezmesi, onun hem Anadolu, hem de kent hayatını gözlemlemesine ve tanımasına sebep oldu. Çok okuyan bir kişiydi “(...)her zaman çok kitap okurdu. Tuvalette, otobüste, parkta, konuşmadığı her yerde.”1.

1928 yılında, Kültür Bakanlığı'nın açtığı bir sınavla hak kazanarak Almanya'ya öğrenime gitti. Bu dönemin, en önemli eserlerinden biri olan, kendisinin “novella” dediği, Kürk Mantolu Madonna'ya ilham verdiğini söylemek mümkündür. İki yıl kaldığı Almanya'dan döndükten sonra, Devlet Konservatuarı'nda dramaturgluk yaptı.
1945'de Aziz Nesin'in de yazarları arasında olduğu Marko Paşa'da, başyazarlık yaptı. 1948'de, hapse girdi, 3 ay hapis yattı. Can güvenliği'nden endişe duyarak yurtdışına kaçmak istedi ama Bulgaristan sınırında öldürüldü. Yakınları kendisinin Kırklareli'nde cezaevinde gördüğü işkence sonrası öldürüldüğünü ve suçun, Ali Ertekin'e atıldığını iddia etse de bu ispatlanamadı.

Makus Bir Yazar Portresi:

Sabahattin Ali, kendi isteği dışında olarak, solun bir simgesi haline gelmiş bir yazardı. Kendisinin ne kadar solcu olduğu da, özellikle günümüz şartları düşünüldüğünde, tartışmalı da olsa bu realite, sola darbe vurmak isteyenlerin işe Sabahattin Ali'den başlamalarına sebep olmuştur. Nihal Atsız'ın, Şükrü Saraçoğlu'na Sabahattin Ali'yi şikayet eden bir açık mektup kaleme alması da bunun örneklerinden biridir. Gönül isterdi ki İçimizdeki Şeytan'da, romanın kahramanlarından biri vasıtasıyla Sabahattin Ali'nin, Nihal Atsız'ı yerdiği gibi, edebiyat yoluyla, Nihal Atsız mukabele etsin. Ancak, maalesef, öyle olmamıştır. Bir kere daha şikayet/iftira kültürü, tartışma/muhakeme kültürünün önüne geçmiş, ne yazık ki, işe de yaramıştır.

Sabahattin Ali, solun ne derece simgesi olmuştur, bunu bilemeyiz, ancak şurası bir gerçek ki, Sabahattin Ali, bazı çevrelerin, “kutsal” adledilen değerler üzerinden bir aydın üzerinde tahakküm kurmasının mağduru olarak, mahalle baskısının bir sembolü olmuştur.

Söz konusu dönem, birçok aydının, can güvenliklerinden endişe ederek yurtdışına kaçtığı bir dönemdir. Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes, Nazım Hikmet, Tan Gazetesi olaylarının mağduru olan Sertel Ailesi gibi örneklerin yanında Sabahattin Ali de bu yolu seçmiştir. Ancak, onun kaçma girişimi, hala tartışmalı olan bir şekilde, ölümle sonuçlanmıştır.

--------------------------------------

1Sabahattin Ali, Filiz Ali-Atilla Özkırımlı, De yayınevi Mart 1986

1 yorum:

sabriye köroğlu dedi ki...

ne diyeyim ölüm yaşamımızda kol geziyor her daim... aydınlık seviyeden aşağılara çekilmek istendikçe direnmeye yol açalım kalemlerimizle...