6 Mart 2022 Pazar

KÜÇÜK OLANI NEDEN SEVERİZ?

                 "Her şeyin, küçüğü güzel!" 

            Tedirgin bir neşeyle, bir köpeğe ya da bir aslan yavrusuna söylenirken defalarca duymuşumdur bu lafzı. Bu söyleyişi betimlerken, "tedirgin" kelimesini neden kattığımı düşünebilirsiniz: Anlatayım:

            Normalde küçük olan bir şeyin, küçüğünü görmeyi aynı neşeyle karşılamayız. Bir topluiğnenin daha küçüğünün yapılmış olmamasının bir sebebi var. Küçük olması gereken sadece küçüktür. Onun vadetttiği de budur. Büyüyeceğine ya da ancak büyüdüğünde gerçek işlevine kavuşacağını vadetmez. Zaten biz bunu da beklemeyiz. Zira aslında şunu demek isteriz: İleride büyüyecek olan bu şeyin/canlının, şuandaki küçük hali çok sevimli!

            Demek ki mesele bir potansiyel meslesidir. Büyüdüğünde bir potansiyel vadetmeyecek şeyin/canlının küçüklüğü bizim için bir şey vadetmiyor. Bir aslan yavrusunun küçüklük hallerine bakınca onun ilerde olacağı canavarın daha ortaya çıkmamışlığı ve tabii olarak kontrol edilebilirliği bizi neşelendirir. Ama elbette çok yakın bir gelecekte çıkacak keskin diş ve pençelerin tedirginliğini üzerimizden atamayız

        Gerçi aynı sebeple,  tam da böylesi bir potansiyele sahip olan küçük, bize sempatik gelir. Gelecekte olacağı şeyi henüz olmamış olduğundan, onu teşekkür eder gibi severiz. Henüz canavar olmadan bize kendini sunduğu için müteşekkür oluruz.,

        Belki bu yüzden "büyümüş de küçülmüş." kabilinden çocukları gördüğümüzde içimizi bu türden bir neşe kaplamaz. Öyle ya, onlar zaten ileride olacakları şeyi gerçekleştirmiş görünürler. Bu bakımdan bize ilginç gelebilirler, ama sempatik, asla...

        Düşünüyorum da, insanın aşk hayatında da kendinden küçük olana ilgi duymasının bu kadar sık yaşanmasının altında yatan böyle bir sebep olabilir. Evet, genelde ezberden bir şekilde "İnsan kendini yaşlı hissedince, kendinden gençlere meyleder." şeklindeki söylemi boşa çıkaran bir görüş. Zaten böylesi bir fenomen, bu kadar kolayca açıklanmamalıydı değil mi?