13 Haziran 2011 Pazartesi

MÜHİM DERGİ: PSİKEART


Dergi denen mefhum, adı üstünde, derlenen yazı veya görsellerden oluşmuş bir bütünlüğü ifade eder. Derlenen “şey”lerden oluşmuş olması sebebiyle de, yazarın dergiye “kapak atması”nı değil, hakettiği ölçüde dergide yer almasını körükleyen bir yapıya sahiptir.

Derginin, bu seçiciliğinin yanında, bir yandan okuyucu için ayrı bir deryadır. Sürekli olarak yazar değişen bir yapıda, okuyucu, yeni yazarlarla tanışma ve onlarla çok farklı pencerelerden bakabilme fırsatını yakalayarak, “keşif açlığı”nı bastırabilecektir.

Yine de bu özelliklere sahip dergicilik anlayışı ülkemizde pek de yapılmamakta. Zira, sürekli bir yayında, belli periyodlarda, bir “derleme” yapıp hem de bu derlemeyi, kadrolu bir yazar grubu değil, yine “derlenmiş” bir yazar grubuna yaptıracaksanız, işiniz hayli zor demektir. Bu zorluğu gören bir çok genel yayın yönetmeni ve yazı işleri sorumlusu ise, dergilerinde okuyucularını keşfe çağırırken, kendileri yazar keşfinden kaçınarak, isteyerek ya da istemeyerek kısır bir dergiciliğe adım atmış olur. Günümüz dergiciliğinde de en büyük sorun sanırım buradan kaynaklanmaktadır.

Ama durum her zaman böyle olmayabiliyor. Bazı dergiler, tüm bu olumsuzlukları aşmak yönünde önemli çabalar gösterebiliyor.

Bu özgün, özenli ve doğru yolda ilerlediği çok açık olan bir dergiyi sevgili kardeşim Doğa Aksak sayesinde keşfettim: Psikeart...

Psikeart, 2 ayda bir yayımlanan, psikiyatri ile sanatın iç içe geçtiği şeklinde bir kabulle hazırlanan, şahane bir dergi. Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni, M. Emin Önder büyük ve meşakkatli bir yola çıkmış ve şimdiye kadar da onbeş sayıya ulaştırmış dergisini. Yazı İşleri Müdürü, Ercan Yaşa ise zaten gayet tecribeli bir dergici. Derginin Kreatif Direktörlüğünü ve tasarımını yapan Sibel İlkin Uçuran için ise ayrı bir parantez açmak lazım. Zira, “soyadıyla müsemma”, dergiyi alıp “uçuran” bir tasarıma imza atmış. Adında art(sanat) geçen bir derginin altını doldurmak adına içeriğinin yanında iyi bir tasarım gerektiğini düşünmemek elde değil. Bu işin üstesinden ustaca gelen Sibel İlkin Uçuran, bunu yaparken derginin kolay okunabilir olmasından ödün vermeyerek ikinci bir takdiri de hakediyor.

Psikeart, önemli bir dergi, sanatın paralelinde giden insanı anlatmanın yolu belki de, psikoloji ve psikiyati ile sanatı “eşgütmek”ten geçiyor. Bu açıdan dergi, büyük bir boşluk dolduruyor. Emeği geçen herkesi tekrar tebrik ediyorum.


Hiç yorum yok: