kadim bilgelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadim bilgelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2010 Cuma

BİR OLMAK ve TEK OLMAK

Tek nedir? Bir nedir? Kullanım açısından aralarında bir fark yokmuş gibi gözüken bu iki kelime üzerine biraz düşünecek olduğumuzda, hiç de aynı şeyler olmadıklarını farkediveriririz. Tam olarak açıklayamasak da, gerçekten aynı şeyler değillerdir ve insanlığın düşünce tarihi boyunca da farklı iki kavram olarak kullanılmışlardır.

Tek olma, bir “benzersizlik” ifade eder. Bir nesnenin (burada nesneyi çevremizdeki her şey olarak kullanıyorum, canlı ya da cansız), tek olduğundan sözettiğimizde onun benzersizliğine vurgu yapıyoruz demektir. İngilizce de unique, osmanlıcada yegane (ah şu şapkası düşmüş “a”lar) olarak karşımıza çıkan kavramdır.

Bir olmak ise benzerlik ifade eder, “Bu kalemlerin hepsi bir, hangisini isterseniz alın.” cümlesinde olduğu gibi. Sayı olarak kullanıldığında ise bir benzersizlik değil, sadece o anda orada o özellikte bir nesneden kullanıldığına işaret eder. Örnekse: Burada tıp öğrencisi bir kişi var. cümlesinde o tıp öğrencisi, dünyadaki tek tıp öğrencisi değildir, ama sadece orada bir tane vardır.

Bir olmak aynı zamanda müşterekte birleşmiş durumdaki birden fazla nesnenin aynı yerde toplanmasından oluşmuş organizasyonlar ya da topluluklar şeklinde gözükebilir.

Bilerek bu zamana kadar kullanmadım, tek olma haline, teklik; bir olma haline ise, birlik deniyor. Birlik ve tekliğin en iyi kavrandığı düşünce sistemlerinden biri olan tasavvuf, bu konuyu çok iyi bir şekilde işlemiştir: Allah ile “bir”leşme üzerine kurulu olan tasavvufa göre, her insan tektir, Allah tecellisini (görüntüsünü) insanlar aracılığıyla, onlar üzerinden yapar. Allah’ın aynı (benzeri) olan insan, onunla bir olduğunda artık vahdet-i vücud hali meydana gelmiş demektir. Bu noktada, Allah ile insan ilişkisi dışında, tüm alem de bir yansımadır. İnsan, tekamül yolunda ilerledikçe de, Allah’a yaklaşır ve onun aşk ateşiyle yanar (bu durum, tasavvufta, pervane böceğinin ateşin çevresinde dönmekten kendini alamayıp, yanmasıyla simgelenir). Tasavvuf, bu yanmayı, bir yokoluş olarak değil, bir birleşme olarak algılayarak şu noktaya gelir:

“Evvel tek idik, şimdi bir olduk.”


Bu ezoterik bir söylemdir. Bunu söyleyen kişi, Enel Hak! (Ben Allah’ım) diyecek noktaya gelir ve malesef bu noktaya gelmiş niceleri, bu ezoterik anlayışı algılayamayan kitleler tarafından, ironik bir şekilde kafir (küfreden) diye suçlanmıştır.

Bütün bunları açıklayan sadece tasavvuftur, başka hiçbir ezoterik ya da egzoterik sistem bu konuları açıklamamıştır dersek, büyük bir hata yapmış ve ayıp etmiş olurum. Dünyanın kadim bir çok bilgeliğinin gelip dayandığı nokta bu olmuştur. İnsanın doğanın hakimi değil, sadece onun basit bir parçası olduğunu farketmiş her kişinin veya toplumun yönelimi bu “bir”lik kavramına gelip dayanmıştır.

Bir dahaki yazımda sevgi kavramında ve ilişkilerde bu birlik ve teklik meselesi nasıl yer kaplıyor onu yazacağım.

11 Haziran 2010 Cuma

YILAN SEMBOLİZMİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Yılan, birçok toplumda önemli bir simge olarak gözüküyor. Yılan (hem zehri ile), ölümü; hem de (içinde barındırdığı panzehir ile) yaşamı ve onun iyileştirici yönünü temsil eder. Tıpta simge olarak kullanılmasının nedenlerinden biri budur. Yani yılan simgesiyle, yaşamın ve ölümün bir bedende toplanmış olduğunu düşünebiliriz. yoksa şifalı bir bitki de, yılan yerine bir simge olabilirdi, ancak tek başına eksik kalırdı. Yılan simgesiyle anlatılmak istenen, aynı zamanda, "Hastanın iyi olması yine hastanın kendisine bağlıdır, esas iyileştirici güç onun içindedir. Biz ne yaparsak yapalım, önce hastanın iyileşmeyi istemesi gereklidir." noktasıdır.


Birbirine dolanmış olarak çok sayıda yılan tasviri bulunuyor: bu durumdaki yılanlar çiftleşme pozisyonunda demektir ve bu da bereketi simgeler, zaten hayat döngüsünün simgesi de ouroboros adı verilen ve kendi kuyruğunu yutan yılanla ortaya konmuştur.

Çiftleşme durumundaki yılan figürüne dönersek, bu, doğanın şifalı türlerinin, yine şifalı türlerle birleşmekle etkisinin artacağına işaret eden bir simgedir.

Ayrıca yılan, kovuklarda yaşayan, fakat hangi türü olursa olsun, yüzebilen, rahatlıkla tırmanabilen çok güçlü bir hayvandır. Bir çok işi başarabilen, aşkınlığın simgesi olan bir canlıdır. Tek eksik kalan yönü uçmaktır diyebiliriz. Ama kadim bilgelik bu hayvanı uçabilen ve dolayısıyla başka bir aşkınlık simgesi olan kuş ile birleştirerek, mitlere sokmuş, adına ejderha ya da dragon demiştir.