28 Haziran 2014 Cumartesi

GELİŞMİŞ BİR TİYATROYU, GELİŞMİŞ BİR OYUNLA KUTLAMAK


stanbul ehir Tiyatroları’nın, bu yıl kutlama yapmak için çok iyi sebebi var. O, artık yüz yılını devirmibir tiyatro. Müstümanların tiyatro yapmasının yasak olduu bir yerden aldıı bu sanatı, imdi her akam on sahnede perde açan bir yere getirdi. Birçok oyuncu, birçok yönetmen, dekorcu, teknisyen vs. bu yüz yıllık çınarın gölgesinde çalıtı, onun köklerini suladı.

Bu kutlamalar ise, Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer ahin’in vizyonuyla, birçok teatral çalımayla yapıldı. En sonuncusunu ise, KSV’nin tiyatro festivali’nde izlediim, Çürük Temel...

Çürük Temel, ehir Tiyatroları’nın 1916 yılında’da sahneledii, ilk oyun olma özelliini taıyor. imdi, 100. yıl kutlamaları kapsamında, Engin Alkan’ın rejisiyle tekrar sahnede. Yüzyıl önce, Emile Fabre’nin LaMasion d’Argile adlı oyunundan Hüseyin Suat Yalçın'ın çevirip uyarladıı bu oyun, imdi Sinem Özlek’in dramaturjisi ile, aynı zamanda çadabir yorumla sahneye taınıyor.

Oyunun çadabir yorumla sahnelenmesi ise ayrıca bir avantaj. Böylece oyun hem günümüzün estetik beeni arayıına cevap vermi, hem de, yüz yıllık bir tiyatronun kuruluundan bu yana, deiip gelitiini ilk sahneledii oyun üzerinden vurgulamıBu yönüyle Çürük Temel, bir tala iki kuvurmu.

Çürük Temel, bir yadigar olan fabrikanın, aileyi nasıl etkilediinin, ailenin her bir ferdinin o fabrikayı ne olarak gördüünün hikayesi. Bu fabrika, anne için artık kurtulmak gereken bir kambur, baba için mali bir kurtulu, çocuklar için ise zaman zaman bir tahakküm kurma aracı ya da hedeflerine ulamanın tek yolu...
Oya Palay, hakettiği bir rolün hakkını veriyor.

Aslında oyunun metni basit, zaman akılarını deitiren kurgular, ani psikolojik sapmalar, sarsıcı sürprizler görmüyoruz ama hayatın gerçekleriyle bezenmi. Günümüzün, sinemadaki sarsıcılıa alı, kendi halinde karıdan karıya geçen adamın bile aniden bir otobüsün altında kalmasının standart olduu sinemaya alıseyirci için “basit” kaçabilecek bir metin.

Ancak Çürük Temel, tüm dokularıyla hayatı vadediyor. Bunda, Engin Alkan’ın rejisini ve Sinem Özlek’in dramaturjisini anmamak olmaz. Tüm usta oyunculukların yanında, Engin Alkan, metni çadabir ekilde yorumlarken, oyunu yamalı bohçaya döndürecek “artistlikler”den kaçınarak, sadece hikayenin gerektirdii sanatsal dokunulara yer vererek baarıyı yakalıyor.

Çürük Temel, basit bir metnin, akl-ı balik bir dramaturji çalıması ve sanatsal olmayanı dıarıda bırakan seçici bir rejiyle nasıl izlenebilir bir hal alabileceini gördüümüz, stanbul ehir Tiyatroları’nın yüzüncü yılına yakıır teatral lezzet.

Nice yüzyıllara...

Koray Onur 
TWİTTER

Hiç yorum yok: